Hala Düşünüp İbret Almayacak Mısınız? Küresel ve Yerel Perspektiften Bir Bakış
Bir sabah yine kafamda dönüp duran, içimi kemiren bir soru vardı: Hala düşünüp ibret almayacak mısınız? Ne yazık ki, bu soruyu sadece geçmişteki hatalardan ders çıkarmayan insanlar için değil, toplumlar, ülkeler ve hatta küresel düzeyde de sormak zorunda kalıyoruz. Sadece bir birey olarak değil, dünya vatandaşları olarak da, bu soruyu sormak ve buna kafa yormak hepimizin sorumluluğu. Çünkü hepimiz bir şekilde geçmişin izlerinden ders almazsak, gelecekte aynı yanlışları yapma potansiyeline sahibiz. O zaman, gerçekten bu kadar hayati bir soruyu hala kendimize soruyor muyuz? Bu yazımda, Türkiye’den ve dünyadan örnekler vererek, bu önemli soruyu hem yerel hem de küresel bir açıdan ele alacağım.
Türkiye’den Bir Örnek: Toplumsal Hafızanın Zayıflığı
Türkiye’de sık sık geçmişte yaşadığımız toplumsal travmaların etkisini, özellikle de toplumsal hafızamızın zayıflığını konuşuyoruz. Mesela her seçim dönemi yaşanan, “yine aynı hikaye” dediğimiz tartışmalar… Bir önceki seçimde alınan vaatler, verilen sözler, hatta geçmişin hatalı politikaları ne yazık ki hızla unutuluyor. Türkiye’nin geçmişte yaşadığı ekonomik krizler, siyasi dalgalanmalar ya da doğal afetlere karşı gösterdiğimiz tepkiler, genellikle çok kısa bir süre sonra unutuluyor. Her ne kadar “ibret alalım” desek de, bazı şeyler gerçekten hafızamızda kalmıyor.
Son zamanlarda yaşanan doğal afetlerde görülen hazırlıksızlıklar, aynı hataların tekrarlanmasında önemli bir örnek. Örneğin, 1999’daki büyük İzmit depreminden sonra, o zaman yapılan hatalarla ilgili bir sürü açıklama ve çözüm önerisi duyduk, ancak bir sonraki büyük felaket geldiğinde, hâlâ bazı eksiklikler ortaya çıkabiliyor. Birkaç gün önce okuduğum bir haber, bu konuda ne kadar haklı olduğumu bir kez daha gösterdi. Türkiye, yıllarca depreme hazırlık yapmalıydı, ancak bu konuda hala ciddi bir eksiklik bulunuyor. İbret almadıkça, bundan sonra da aynı hataları yapacağız, diye düşünüyorum.
Ve tabii ki, daha sık karşılaştığımız bir diğer durum: insan hakları ihlalleri. Bu konuda da birçok kez geçmişten ders çıkarılmadığını gözlemliyorum. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi konusunda yapılan tartışmalar, zaman zaman çok yüzeysel kalıyor. Her seçimde, daha özgür ve adil bir toplum oluşturulacağına dair vaatler veriliyor, ancak bu vaatler her defasında unutuluyor. Yine de aynı hatalarla karşılaşmaya devam ediyoruz. Bu gerçekten düşündürücü.
Küresel Perspektif: Bir Dünya Olarak İbret Alabiliyor muyuz?
Küresel düzeyde de ibret alıp almadığımız konusunda benzer bir durum söz konusu. Küresel sorunlar, genellikle gözden kaçırdığımız ya da temkinli yaklaşmadığımız sorunlar arasında yer alıyor. Söz gelimi, çevre felaketleri konusunda dünya olarak bir türlü “ibret almadık.” Sıcaklıkların arttığı, iklim değişikliğinin hızlandığı, doğal kaynakların hızla tükendiği bir dünyada yaşıyoruz. Ama hâlâ pek çok ülke bu konuda somut adımlar atmıyor. Ya da atmak istemiyor. Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü gibi küresel kuruluşlar defalarca iklim değişikliğine dikkat çekti, ancak global ölçekte bu konuda tutarlı bir eylem planı hâlâ bulunamıyor. Sanki, dünya olarak hep bir “yarın yaparım” mantığıyla hareket ediyoruz. Sonunda ne olacak? O “yarın” geldiğinde ne yapacağız?
Mesela, geçtiğimiz yıllarda Amazon Ormanı’ndaki yangınlar küresel bir felaketti. Dünya çapında çok büyük bir tepki gördü, ancak bu tepkilerin etkisi, kısa vadede çözüme dönüşmedi. Birçok büyük ülke, kendi ekonomik çıkarlarını savunarak, çevre koruma yasalarını ihlal etti. Küresel anlamda, ormanların yok olması ve iklim değişikliğinin hızlanması gibi sorunlar ne yazık ki küresel liderlerin öncelik listesinde daha az yer buluyor. Ülkeler kendi çıkarları için birbirleriyle yarışırken, dünyanın geleceği büyük bir tehlikeye giriyor. Şu soruyu sormak da adil olur: Hala düşünüp ibret almayacak mıyız?
Geçmişteki Hatalardan Düşünmeden Ders Almak: Çin ve COVID-19
Bir başka örnek, Çin’in COVID-19 salgını konusundaki yaklaşımı ve dünyadaki etkisi. Çin’de başlayan bu salgın, ilk başta yalnızca bölgesel bir sorun olarak görüldü. Ancak, dünya çapında hızla yayıldı ve etkileri uzun süre devam etti. Birçok ülke, bu durumu sadece bir sağlık sorunu olarak değil, aynı zamanda bir küresel tehdit olarak görmekte geç kaldı. Çin, sağlık altyapısı yetersiz birçok ülkenin daha fazla önlem almasını sağlayacak tedbirleri almakta yavaş kalınca, dünya çapında bir felaket yaşandı. Burada da “düşünüp ibret almak” yerine, pandeminin başlangıcındaki yanlış adımlar hala sıkça tartışılıyor. Bir ülkenin ulusal çıkarları, küresel bir felaketi önleyecek adımlar atmaktan daha önemli hâle gelmişti. Bu da bir başka hala ibret almadık durumu.
Yerel ve Küresel Düşünmeden Kendi İçimizde Düşünmek
Peki, biz bireyler ne yapıyoruz? Yani, bu kadar büyük ve derinlemesine düşünülmesi gereken bir soruyu bizler, yerel düzeyde, kendi dünyamızda nasıl algılıyoruz? Burada da çok önemli bir nokta var. Türkiye’de bile, yerel çapta çevre bilincinin artması gerektiğini düşünüyorum. Mesela, her yıl “daha az plastik” diyoruz, ama hâlâ sokaklar plastik şişelerle dolup taşıyor. Çevreyle ilgili bilinçlenmemiz gerektiği gibi, toplumsal olaylar konusunda da aynı şekilde bir gözden geçirme yapmalıyız. Düşünsel olarak gelişmeye, geçmişteki hatalardan ders çıkarmaya daha fazla önem vermeliyiz. Ne kadar hatalarımızı kabul eder ve gerçekten ders çıkarabilirsek, o kadar daha sağlıklı bir toplum oluruz.
Sonuç: Geleceğe Giderken “İbret Almak”
Sonuç olarak, “Hala düşünüp ibret almayacak mısınız?” sorusu, sadece geçmişi değil, aynı zamanda geleceğimizi de düşündüren bir soru. Ne yazık ki, tarih bize öğrettikleriyle şekillenen bir toplumda yaşıyoruz. Geçmişteki hatalar, geleceğe dair bir uyarı olmalı. Ancak, çoğu zaman bu hatalar sadece “unutuluyor” ve geçmişin izlerinden ders alınmıyor. Küresel ve yerel düzeyde pek çok sorun varken, daha fazla düşünmeden hareket etmemiz, geleceği de tehlikeye atıyor. Bu yüzden, hepimizin, küçük ya da büyük, her bireyin bu soruyu kendine sorması, sadece geçmişi değil, daha sağlıklı bir toplum için geleceği de şekillendirecektir. Hala düşünüp ibret almayacak mıyız? Sorusu, aslında cevabı her zaman aranan bir sorudur. Herkesin bu soruyu kendisine sorarak, gelecek için daha iyi adımlar atması gerektiğini düşünüyorum.