Bugünkü rehber içeriğimizde “Çit türleri nelerdir” hakkında bilinmesi gereken temel detayları aktarıyoruz.
Charterucakbileti olarak her zaman en iyi içeriği sunmak için çalışıyoruz. “Çit türleri nelerdir” konusunda daha fazlası için takipte kalın!
Çitoles ne için kullanılır? (İzmir’de bir kafede başlayan düşünce zinciri)
Sabahları İzmir’de uyanmak iki şeye benzer: ya deniz kokusuyla “bugün her şey yolunda” hissi gelir ya da bir anda zihnin sana “dün söylediğin o cümleyi niye söyledin?” diye sorgu açar. Ben ikinci kategorideyim genelde. 25 yaşında, kahvesini fazla koyup hayatı az çözmüş bir genç yetişkin olarak, bazen en basit kelime bile kafamda uzun bir düşünce turuna çıkıyor.
Geçen gün arkadaşla oturuyoruz. Konu nereden açıldı hatırlamıyorum ama biri “Çitoles ne için kullanılır?” diye sordu. Masada bir sessizlik oldu. O sessizlik var ya… sanki çaydanlık fokurdar ama kimse mutfağa gitmez.
Ben de otomatik olarak iç ses moduna geçtim:
“Tamam… bu kesin ya bir ilaç ya da eski mahallede bir lakap.”
İkisi de yanlış değilmiş gibi hissettirdi o an.
Çitoles ne için kullanılır? sorusu neden bir anda hayatın ortasına düşer?
Bazı sorular vardır, Google’a yazarsın ama aslında beynin “ben bunu düşünmek istiyorum” diyordur. Çitoles ne için kullanılır? da onlardan biri.
Çünkü isim olarak bile insana bir şey çağrıştırıyor:
Biraz ciddi
Biraz tıbbi
Biraz da “bunu yanlış söylersem başıma iş açılır” hissi
Arkadaşlardan biri dedi ki:
“Abi bu ilaç mıydı ya?”
Diğeri:
“Benim eski komşunun köpeğinin adı gibi ama…”
Ben içimden:
“Lütfen köpek çıkmasın. Çünkü o zaman tüm konuşma çöker.”
Bir kelimenin kafada açtığı küçük kriz
İnsan beyni bazen aşırı yaratıcı çalışıyor. “Çitoles” kelimesi bende şu zinciri başlattı:
Çitoles → çito → çikolata mı? → mutluluk hormonu → depresyon → “ben niye bunu düşündüm?”
İşte tam bu noktada konunun aslında ciddi bir yere gittiğini anlıyorsun.
Genelde bu tür isimler, özellikle ilaç isimleri, insanın gündelik hayatından kopuk gibi görünür ama aslında tam merkezine dokunur: ruh hali, düşünce dengesi, hayata bakış açısı…
Ama ben bunu o gün bilmiyorum tabii. Ben sadece kafede simidimi batırırken içimden “bu kelimeyi daha önce nerede duydum” diye düşünüyordum.
Çitoles ne için kullanılır? (Gerçek hayatın filtresiz versiyonu)
Sonra biri ciddi ciddi söyledi:
“Sanırım antidepresan bir şey.”
O an kafamda bir ışık yandı ama Edison’un ampulü gibi değil, daha çok eski floresan lamba gibi: önce titrer, sonra aniden yanar.
Evet, Çitoles genelde ruh haliyle ilgili durumlarda kullanılan bir ilaç olarak biliniyor. Ama bunu duymak bile insanın zihninde başka bir kapı açıyor.
Çünkü burada mesele sadece “ilaç ne işe yarar” değil, aynı zamanda şu:
İnsan neden böyle bir şeye ihtiyaç duyar?
Ve İzmir’de güneşli bir günde, sahilde otururken bile bunu düşünmek biraz garip geliyor.
Benim iç ses:
“Sen biraz fazla mı düşündün yine?”
Ben:
“Ben mi? Hayır ya… sadece Çitoles ne için kullanılır diye soruldu.”
Arkadaş ortamında tıbbi kelimelerin yarattığı mini kaos
Arkadaş grubu dediğin şey bazen ciddi konuların yanlış kişilerin eline geçmesi gibi:
Biri ciddi bilgi verir
Biri şaka yapar
Biri konuyu tamamen yanlış anlar
Ben ise ortada kalıp çayımı karıştırırım
O gün de öyle oldu.
“Bu tür ilaçlar serotonin falan düzenliyormuş” dendi.
Ben:
“Serotonin mi? O Pokémon gibi bir şey mi?”
Masada kahkaha koptu ama kimse beni düzeltmedi çünkü herkes aynı noktadaydı: kimse tam bilmiyordu ama herkes biliyormuş gibi davranıyordu.
İşte bu da modern çağın özeti.
İç ses devrede: “Sen de bilmiyorsun ama çok rahat görünüyorsun”
Bazen en tehlikeli insan tipi budur: bilmediğini bilmeyen ama çok emin konuşan.
Ben değilim tabii… ben sadece içten içe panik yapıyorum.
Çitoles ne için kullanılır? sorusu kafamda artık sadece bir ilaç sorusu değil, bir “hayat sorgusu” haline gelmişti.
İzmir modunda düşünmek: fazla güneş, fazla kafa
İlgili Yazımız: Cinsel gücü düşüren ilaçlar nelerdir ?
İzmir’de yaşayınca beynin iki moda geçiyor:
1. Deniz var → hayat güzel
2. Deniz var ama sen neden hâlâ bazı şeyleri çözemiyorsun?
Ben genelde ikinci moddayım.
O gün kafede otururken arkada deniz esintisi, önümde çay, yanımda arkadaşlar ve kafamın içinde tek bir soru:
“Çitoles ne için kullanılır?”
Ama aslında soru şuydu:
“İnsan zihni neden bazen yardıma ihtiyaç duyar?”
Bunu o an yüksek sesle söylemedim tabii. Çünkü biri hemen “felsefeye bağlama yine” derdi.
Kendimle dalga geçme seansı
Bazen kendimi dışarıdan izliyorum:
25 yaşındayım
Ciddi görünmeye çalışıyorum
Ama bir kelime duyunca 15 dakikalık iç monolog başlatıyorum
Harika bir kombinasyon değil.
İç sesim:
“Sen bu kadar düşünüyorsun ama hala anahtarını kaybediyorsun.”
Ben:
“Konunun anahtarla ne ilgisi var?”
İç ses:
“Her şeyin var.”
İşte böyle bir kafa.
Basit bir soru, karmaşık bir düşünce labirenti
Çitoles ne için kullanılır? sorusu aslında çok net bir cevaba sahip olabilir ama insan zihni netliği pek sevmez.
Netlik:
Kapanış getirir
Sorguyu bitirir
Düşünceyi susturur
Ama ben bazen düşüncenin bitmesini istemiyorum. Çünkü düşünce bitince geriye sadece sessizlik kalıyor.
Ve sessizlik İzmir’de bile bazen fazla yüksek sesli olabiliyor.
Kafede üçüncü çay ve zihinsel derinleşme
Üçüncü çaydan sonra herkes biraz daha dürüst olur. Bu bilimsel değil ama sokak gerçeği.
Arkadaşlardan biri dedi ki:
“Bence herkesin böyle şeylere ihtiyacı olabiliyor.”
Kimse cevap vermedi.
Ben içimden:
“Evet… ama bunu nasıl bu kadar normal konuşabiliyoruz?”
İşte orada fark ettim:
Biz aslında kelimeleri değil, kelimelerin işaret ettiği şeyleri konuşuyoruz.
Çitoles ne için kullanılır? sorusu da sadece bir ilaç değil; insanın kırılganlığı, dayanıklılığı ve bazen destek ihtiyacı hakkında bir işaret.
Ama bunu yüksek sesle söylemek yerine simit yiyoruz.
Günlük hayatın içinde görünmeyen ciddiyet
Dışarıdan bakınca her şey normal:
Kahkaha
Çay
Güneş
İzmir akşamı
Ama içeride başka bir katman var. İnsanların konuşmadığı ama hissettiği bir katman.
Ben o gün şunu fark ettim:
Bazı sorular, aslında cevap aramak için değil, fark etmek için soruluyor.
Çitoles ne için kullanılır? sorusu da öyleydi.
Bir kelimenin insana aynalık yapması
Bazı kelimeler aynadır.
Sen onlara bakmazsın aslında, onlar sana bakar.
Ve sen bir anda şunu düşünürsün:
“Ben ne kadarını taşıyorum, ne kadarını sadece gülümsüyorum?”
Ama sonra garsona “bir çay daha” dersin ve konu kapanır.
Çünkü hayat bazen büyük sorulara küçük molalar verir.
Sonrası: dağılma, gülme ve unutma
Kafe dağıldı. Herkes kalktı. Konu yarım kaldı.
Ama benim kafamda tam tersine büyüdü.
Yolda yürürken bile düşündüm:
“Çitoles ne için kullanılır diye sormak aslında neyi anlamaya çalışmaktı?”
Sonra rüzgar esti, İzmir’in o tanıdık kokusu geldi ve iç sesim son kez konuştu:
“Tamam, fazla düşündün. Eve git, su iç.”
Ben de öyle yaptım.
Ama bazı sorular var ya…
Onlar eve gitmiyor.